Manşet

GÜNDEM MUSTAFA BALBAY

GÜNDEM MUSTAFA BALBAY
TARİH:28 TEMMUZ 2016 Yorumlar (0)
GÜNDEM
MUSTAFA BALBAY
 
HİÇBİRİMİZ HEPİMİZ KADAR
GÜÇLÜ DEĞİLİZ
 
15 Temmuz'un bütün ayrıntılarıyla açığa çıkması zaman alacak. Gün gün yayınlanan ifadeler kafa karıştıran çelişkiler yaratıyor.

Gerek çevremizde olup bitenler, gerekse soğuk savaş sonrasının ülkelere hakim olma yöntemleri 15 Temmuz'un sadece bir darbe girişimi olarak yorumlanamayacağını gösteriyor.

Ortada bir darbe girişiminden de öte Türkiye'yi iç savaşa sürüklemeyi de göze almış bir strateji var.

Strateji diyoruz, çünkü bu tehlikenin ortadan kalktığı söylenemez.
Çok uzaklara gitmeden sadece çevremizdeki ülkelerin iç savaşa nasıl sürüklendiğini dikkatlice incelesek durum daha net ortaya çıkar.

 
***
 
İç savaş nasıl çıkar?
Çıktıktan sonra nasıl sona erer?

İki soruyu alt alta sormamızın nedeni şu:

Bütün mesele toplam dirençtedir, bir arada yaşama duygusunun ülkenin toplamında hakim olmasındadır. Bu zayıfladıkça iç savaşın çıkması ve etkisini arttırma tehlikesi devam eder.

Bunu insan bünyesine de benzetebiliriz. Vücut direnci düştükçe bütün hastalıklara gün doğar. Yapılan bir araştırmaya göre kanser günde iki kez insan vücuduna saldırıyor. Vücut direnci yüksekse başarısız oluyor, değilse vücudu sarmaya başlıyor. Kanser olduktan sonra da vücut direncini, toplam gücünü yükseltirse yine kanseri yeniyor.

15 Temmuz'dan sonra Türkiye toplam gücünü arttırma süreci içinde.
İktidardan muhalefete, parlamento içinden parlamento dışına bütün kesimlerin üzerinde birleştiği bir gerçek var; saldırı milli iradeyedir.

Bu saptamanın ışığında yapılması gereken milli iradeyi, milli iradenin temsil edildiği kurumları güçlendirmektir.

 
***
 
Silivri yargılamaları bugünlerde yeniden gündemde. 2008'den itibaren yaşanan olağanüstü hukuksuzluklar, o dönemin mağdurları tarafından bütün çıplaklığıyla dile getiriyor. 

Bu satırların yazarı olarak ben de o yargılamaların hedefi oldum. Demir parmaklıkların ardından yaşadıklarımızı Türkiye'ye duyurmaya çalıştım. Hapiste yazdığım, bunları dile getiren kitap sayısı 9.

Bugün FETÖ olarak kısaltılan grubun yayın organları bize öylesine acımasızca saldırıyordu ki, bu hapis yatmaktan bile ağır bir durumdu. 

O yayın organları dün kapatıldı. 

15 Temmuzdaki darbe ve darbe ötesi girişimin içinde yer aldığı gerekçesiyle yüzlerce, hatta binlerce rütbeli asker ordudan atıldı. Binlerce, onbinlerce kamu görevlisinin de devletle bağı kesildi, arkasının geleceği söyleniyor.

Bu uygulamalar akla ister istemez 12 Eylül günlerini getiriyor. O dönem ülkeyi tümüyle saran terör belasının temizlenmesi için benzer adımlar atılıyordu. 

Bugün ülkenin bütünlüğünü tehdit eden, küresel bir güç haline gelmiş FETÖ ile mücadele için her şey yapılıyor.
Ancak bunun hukuk zemininden çıkması ve toplumun vicdan pınarından taşması, ülke bütünlüğüne FETÖ kadar zarar verebilir.

12 Eylül yargılamalarında soruşturma açılan her 100 kişiden 3'ü hüküm giymişti.
Yüzde 3.
Öteki yüzde 97, başına kötü şeylerin gelebileceğim endişesini aylarca, yıllarca yaşamıştı.

Güzel bir Anadolu Sözü vardır:

Hiçbirimiz hepimiz kadar güçlü değiliz.

Ülkeyi iç savaşa sürüklemeyi göze almış FETÖ ile mücadele edelim...

Ama bunun yolu toptancılık, gazeteleri susturmak, kurumları çökertmek değildir.
 

YORUM YAZ









YORUMLAR ( 0 )